AYSUN ELİŞ

AYSUN ELİŞ

DÜŞÜNÜYORUM.... aysunavan_akva@hotmail.com

Kayıp Zaman

19 Ağustos 2023 - 22:36

Kayıp Zaman
Kayıp zamanın izinde! Ne kadar ilham verici bir cümle. Kayıp zamanın izinde olmak, zamanı geri döndürmek de, telafi etmekde mümkün değilken hem de. Tasarruf edilemeyen bir şeyin telafisi nasıl mümkün olabilir ki zaten? Aynı nehirde iki kez yıkanmak bile mümkün değilken. Bir ömrün sınırlarını bilmezken zamanı, kendi sınırlı vaktimizi neye göre düzenleriz? Kayıp zamanın izine nasıl düşeriz? Bizim için önemli olan detayları düzenleyerek mi?
Oysa planlanan değil dayatılan zamanı yaşıyoruz. Kaçta uyanacağımızdan tutun da nasıl bir gün geçireceğimize kadar sınırlandırılmış olan zamanı yaşıyoruz aslında. Beşiğinde uyumakta olan bir bebek, bir önceki neslin devamıdır. Bu aynı zaman da başka bir hayatın uzantısı olarak var olmak demektir. Standart bir var oluşun başlangıç noktasında olmaktır. Okula başlamak, bir meslek edinmek, vakti gelince evlenmek, bir ya da birkaç çocuğa sahip olmak, emekli olup dingin bir yaşama çekilmek ve ölüm gerçeğiyle yüzleşmek dayatılan zamanın gereklilikleri değil midir? Bu döngüyü kıran çok az insan dayatılan zamanın dışında yaşar. Başka bir deyişle kayıp zamanın izlerini arar.
Birey olmanın temel prensipleri, toplumun normları ve kültürün aktarılması için önemli bir süreç olan eğitim hayatı, ortalama yirmi yılı kapsamaktadır. Birey bu süreçte kendi varlığıyla ilgili ne yapmaktadır? Kendi bireysel varoluşunu tanımadan, meslek edinmeyi kendi varlığının hedefi haline getirmiyor mu? Okuldan artan zamanları sınavlar için çalışarak geçirmiyor mu? Biraz şanslı olanlar, vakti kısıtlayan bütün unsurlara rağmen kendi zamanını yönetmeyi öğrenmiş oluyor. Ekonomik bağımsızlığı sağlayan bir mesleğe başlamadan önce, sağlıklı bir aile ortamında yaşamış, iyi ilişkiler geliştirmiş, biraz gezmiş, okumuş, yaşanmışlıklar biriktirmiş oluyor.
Mutsuz azınlık, kayıp zamanın izine düşüyor. Ne yaptım? Neler yapabilirdim? Onca zamanı yaşanmadan geçirmiş olma hissini, bir şeylerin eksik kaldığı hissini yüreğinden atamıyor. 'Daha çok okusaydım, daha çok yer görseydim, aşık olmaktan korkmasaydım, bir dil öğrenseydim' pişmanlıkları herkes için geçerli olmasa da ; ‘Bizim zamanımız da!’ diye başlayan cümleler çoğu zaman, kendi zamanının gözlemcisi olduğunun farkındalığıdır. Birçok insan farkında olmadan zamanın içinden sessizce geçip gider. Bir evlilik, küçük çocuklar, çocukların hayata tutunma serüveninde aktif rol alma, emeklilik süreci ve ölümle yüzleşme. Ve son! Ve bir görevi yerine getirme bilinciyle yaşanmış kusursuz bir hayat!
Zamanı, her din, her görüş, her insan önemsiyor. Zamanı ziyan etmeyi hiçbir otorite hoş görmüyor. Ancak hiçbir otorite zamanın nasıl kullanılması gerektiğine ilişkin öneri de sunmuyor. ‘Zamanınızı boş işlerle harcamayın!’ Boş olmayan işler ya da zamanı anlamlı kılan şey nedir? Zamanı ziyan etme cümlesi insan hayatında neyi karşılıyor? Oysa zamanı kullanmak, ya da ziyan etmek, çok bireysel bir karar değil midir?
Ortalama yetmiş yıllık bir hayatın mezar taşında yaşanmış görünmesi değildir mesele, o yetmiş yılı neyle doldurduğumuzdur önemli olan. Bir gün son bulacağını bildiğimiz, geçici hayatımızda yaşanmasını istediğimiz olgu ve durumlara vakit ayırmayı başarmışsak zamanı iyi kullandığımızı düşünebiliriz. Şu an içinde bulunduğumuz noktadan dönüp geçmişe baktığımızda gördüğümüz şey bizi memnun ediyorsa ziyan olan zaman yoktur. Yeterli bulmuyorsak ve kalan zamanın belirsizliğine rağmen yaşamayı, gelişmeyi, öğrenmeyi, göze alabiliyorsak, zamanın bile telafisini mümkün kılarız. Kaybolan zamanın izinde, bize ait olanı bulabiliriz.

YORUMLAR

  • 5 Yorum