ZER GEDRİNİ ZERGER BİLİR

ZER GEDRİNİ ZERGER BİLİR
Hüseyin YEŞİL
Bu söz dedelerimizden kalan bir deyimidir. Bu deyimde her işi ehli yapsın, bilen bildiği işle uğraşsın, topluma karşı sorumluluk hisseden ve milleti yanıltmayacak ehil insanlar, yetkili ve bilinçli insanlar yükümlülük altına girerek alan ve meslekleri istikametinde topluma yön versin, Kadir kıymet bilen, dahası toplumda karşılığı olan, sözü ve hareketi kabul gören insan, saygınlık sahibi insanlar toplum karşısına çıkarak, sosyal hayatta komşuluğun, dostluğun, arkadaşlığın, akrabalığın, yakınlığın ve sosyal kaynaşmanın pekişmesine daha ileri seviyelere ulaşmasına katkıda bulunacak hareket ve telkinlerde bulunsun. Demektir.
Bilmeyen ve konudan uzak kişiler, ehliyet ve liyakat yoksunu insanlar böyle ağır ve ciddi bir misyonu yüklendiğinde sosyal kargaşa ve curcunaya yol açar, toplum içinde birçok kıymet ve değer de özelliklerini böyle pozisyonda kaybeder ve anlamsızlaşır.
Çünkü toplum değerlerini koruma sorumluluğuna aldırmayan ve umursamayan kişiler için günü yaşamak ve gündelik alkış almak, aferin kazanmak ve rant elde etmek ve etrafına caka satmak hava atmak birkaç tane şak şakçısının “abe sen neymişsin be” yaltaklanmalarıyla avunmaktan başka bir dert ve tasası olmaz.
Şair Sabir Ali Ekber bir şiirinde der ki“ millet nece tarac olur olsun ne işin var. Milletlere muhtaç olur olsun ne işin var.” Yani milletin mutsuzluğu ve perişan oluşundan sana ne. Böyle sorumsuz davrananların da milletin parçalanması ve komik duruma düşüp utanması umurlarında olmaz.
Başka bir deyimde de denilir ki “ az bilen hekim/tabip candan az bilen hoca imandan eder.” İşte sorumsuz insanların hakikaten bilgi, birikim, beceri gerektiren yetenek isteyen yerde boy göstermeleri her akıl ve vicdan sahibinin kabul edeceği gibi felaket ve belaların habercisidir.
Bu gün Muharrem özelinde “az bilen hocayı” boş ver her önüne gelen ortaya atılmış çok önemli bir meseleyi temsil noktasında boy göstermekte ve Hz. Hüseyin (as) gibi dünyaya insanlık dersi vermeyi canı pahasına üstlenen peygamber ( saa) vasi ve vekilinin fikir ve hedefini anlamadan, özüne vakıf olmadan sığ ve basit, hatta gülünç hareket ve sözlerle anlatmaya çalışmakta Hz. Hüseyin’i temsil ettiğini iddia etmektedir.
Burada sorumluluk hissi olmadığı için ve ben yaptım oldu hatta yandaş ve taraftarım olduğu için demek ki doğru yoldayım fikri gelişti mi artık durdur durdurabilirsen. Hız ve süratine yetişmek olmaz. Her işten bilir herşeyi de anlar artık. Her iş için ahkam keser. Ama olan o yüce davanın gerçeklerinin kaybolmasına olur.
Acaba bu işe sebebiyet verenler, destekleyenler, ortam hazırlayanlar, onlarla birlikte yürüyenler bu işin vebalinin ağırlığının da farkındalar mı? Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının (as) cevabını verebileceklerine güveniyorlar mı? Hz. Hüseyin’in davasını deforme edip saptıranların ve müşteri bulmak ,taraftar kazanmak için onlarla birlikte olanların Hz. Hüseyin’e Kılıç çekenlerle, ailesini esir edenlerle ne farkı vardır?
O yüzden her işte olduğu gibi bu konuda da ehliyet ve bilginin önemi vardır ve bu işi yani sapla samanı karıştıranı bir potada değerlendirmek, su getirenle testiyi kıranı aynı görmek ne kadar uygarca ve medenice, Müslümanca bir değerlendirmedir ? Sormak isterim.
Zaten yüce kitabımız da aynı noktaya vurgu yaparak Nisa suresinde diyorki : “Allah sizlere emredip buyurmaktadır ki emaneti ehline teslim edin.” Bir hedefe ulaşabilmek de ehliyet ve bilgiyle mümkündür. Onun için “ZER GEDRİNİ ZERGER BİLİR” toplum içinde önem arzeden bir derece elde etmiştir.
Gerçekten Allah’a kulluğun zirve noktası olan, en üst halkası olan cihat hadisesini böyle değersizleştirmeye, basitleştirip yozlaştırmaya nasıl destek verilebilir? Hz. Hüseyin’in (as) HEL MİN NASİRİN YENSURNA çağrısının cevabı bu yapılanlar mıdır? Bizim bu davamızda bizlere yardım edecek yok mudur? Davetinin cevabı şu yollarda, sokaklarda, şehrin her yerinde olmadık noktalarda yapılan tuhaf ve basit hareketler midir?
Neden işi işin ehline bırakmazlar da olayı kabul etmeyip, inanmayanların eline böyle izale edilmesi mümkün olmayan kozlar verip toplumu aşılması zor olan bir çıkmaza sokarlar ? Muharrem’i kutluyoruz diyenler kendilerini bu durumda haklı görerek kıs kıs arkamızdan alay ederek gülmektedir.
Sebep olanların, ben her şeyi iyi anlıyorum deyip de bir metre dahi önüne görmeyen sorumluluk sahibiyim diyenlerin gözü aydın. Hayata geçirdiğiniz mirasınız İşte. Hz. Hüseyin’e , Hz. Abbas (as) ve diğer şehitlerle Kerbelanın kahramanlarına vereceğiniz cevabı çok ama çok merak ediyorum.
Yüceler yücesi yaratıcıdan Kerbela şehitleri hürmetine hakiki anlamda uyanmayı nasip etsin. Hz. Hüseyin gibi evladını hak yoluna kurban olarak yetiştiren, annelik yaptığı kısa müddet zarfında Hz. Hasan ve Hz. Zeynep gibi kahraman evlatları İslama armağan eden Hz. Peygamberimizin (saa) kalbimin bir parçası dediği Hz.Fatıma (as) hürmetine bizlere, evlatlarımıza, kardeşlerimize, yakınlarımıza, dost ve arkadaşlarımıza, sevdiklerimize, sevenlerimize, komşu ve akrabalarımıza ve milletimize sağlık, huzur, mutluluk içinde ibadet etmeyi, ibadet gerçeklerini anlamayı, kavrayarak özümsemeyi, Hz. Hüseyin’in bu şanlı hareketinin hakiki felsefesini anlamayı ve yaşatmayı nasip etsin. Çünkü gerçek Saadet ve mutluluğun o yüceler yücesi rabbe kulluktan geçtiğine inanmaktayız. O yolda bizleri başarılı kıl ya rabbim.
Allah’ın selamı hakka tabi olanlaradır. Saygılarımla Hüseyin YEŞİL

hüseyin yeşil