Üniversite ve Şehir

Üniversite ve Şehir Türkiye'nin seçime ve siyasete kilitlendiği bir ortamda bilim odaklı konuşmak gerçek üniversitelerin misyonu olmalı. Herkes siyasete odaklanırsa, günü ve geleceği bilim temelinde düşünme görevini kim Hastanelerin Acil Servislerinin 24 saat açık olduğu gibi, bilim insanları asıl görevlerinin başında olmalı. Siyasetler hizmet etmek isteyenler de, bırakalım kendi görevlerini Elbette günü gelince bilim insanları da vatandaşlık görevlerini yapacaklar. Ama bir bilim ada

Üniversite ve Şehir

Türkiye’nin seçime ve siyasete kilitlendiği bir ortamda bilim odaklı konuşmak gerçek 

üniversitelerin misyonu olmalı. 

Herkes siyasete odaklanırsa, günü ve geleceği bilim temelinde düşünme görevini kim 

Hastanelerin Acil Servislerinin 24 saat açık olduğu gibi, bilim insanları asıl görevlerinin 

başında olmalı. Siyasetler hizmet etmek isteyenler de, bırakalım kendi görevlerini 

Elbette günü gelince bilim insanları da vatandaşlık görevlerini yapacaklar.

Ama bir bilim adamı için asıl görev bilimsel çalışmalarıdır. 

Bilim adamı bu görevini yapmadığında veya ihmal ettiğinde o toplumu ciddi sorunlar 

Bundan dolayı geleneğimiz “âlimin ölümünü, âlemin ölümü” olarak kabul eder.

Bir bilim insanı, bir dünyadır demek ister.

Tarihe bakınca İbn Sina’dan Einstein’a bunun birçok örneğini görmek mümkün.

Ömürlerini kütüphanelerinde laboratuvarlarında ve kampüslerinde geçiren bilim insanları 

olmasaydı, hayat nasıl olurdu?

Ya da mevsimlerin geçtiğini, çocuklarının büyüdüğünün farkında bile olmayanlar?

Kur’an “hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Der. Bunla bilim yapmanın zorluğunu 

işaret ederken, bilim insanını da onure eder.

Iğdır ve Ardahan Üniversitelerinde “Modern Dünyada Din-Bilim İlişkisi”ni konuştuk.

Bir yandan meslektaşlarımızla bu konuyu tartışırken, bir yandan da yeni iki üniversiteyi 

Her iki üniversitenin de 2008de kurulmuş.

Her iki üniversitenin rektörleri de ikinci kez atanmış. Diktikleri fideleri büyütmekle 

Kısa zamanda üniversiteyi dünya ile tanıttırmaya ve buluşturmaya çalışıyorlar. Aldıkları 

mesafeye bakınca, tebrik etmemek mümkün değil.

Etkileyici kampüsler bitmek üzere. Bazı birimler taşınmış bile.

Bir üniversitenin bir şehire neler katabileceğini görmek için Iğdır ve Ardahan’ı görmek 

Bir yandan kurumlaşırken, diğer yandan toplumla bütünleşmek.

Mahalli ve bölgesel sorunlara "bilim temelinde" çözümler üretmek.

Bilim insanlarının memleketin ücra köşelerini görme ve yerinde çözüm üretmeleri. 

Diğer yandan da bölge halkının ve bürokratlarının üniversiteyi tanıması. 

Sorunlarına üniversite ve bilim temelinde çözümler düşünmeyi öğrenmesi.

Küçük şehirlerde üniversite açılmasını eleştirebilirsiniz.

Büyük bir şehirde okuyan öğrenci ile küçük bir Anadolu şehrinde okuyan öğrenciler 

açısından da konuya bakabilirsiniz.

Tüm bu konularda size katılırım.

Ama bir de 50 yıl sonrasına bakalım!

Bu üniversiteler olmasaydı, bu şehirlerin geleceği nasıl olurdu?

Bu üniversiteler bilim temelinde gelişmeye devam ederse bu şehirlerin geleceği farklı 

Olmaya başlamış bile. Bunu gidince görüyorsunuz.

Üniversite olmadan ise bir gelecekleri olmayacak.

Bundan dolayı eksiklikler giderilebilir.

Öğrenciler Erasmus, Mevlana ve Farabi Programları ve benzeri programlar ile diğer 

şehirleri, üniversiteleri ve Avrupa Üniversitelerini keşfedebilirler.

Gayretli ve vizyon sahibi rektörlerimiz daha fazlasını da yapabilir.

Her iki üniversitede gördüğümü uluslararası hocalar kadar, öğrenciler de bana umut verdi.

Bundan dolayı değerli meslektaşlarım Prof. Dr. İbrahim Hakkı YILMAZ ve Prof. Dr. 

Ramazan KORKMAZ'ı tebrik ediyorum. 

Ekiplerini ve öğretim üyelerini de. Bilim ve insanımız için yaptıkları fedakârlıkları