NURİ GULİYEV "NAHCIVAN DOĞUNUN KAPISIDIR

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin kuruluşunun 95. Yıldönümü münasibetiyle Azerbaycan Kars Başkonsolosluğu bildiri yayımladı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin bulunduğu coğrafi bölge

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin kuruluşunun 95. Yıldönümü

münasibetiyle Azerbaycan Kars Başkonsolosluğu bildiri yayımladı

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin bulunduğu coğrafi bölge tarih boyunca

kendisinin daha çok stratejisi ve siyasal önemi ile dikkat çekmiştir. Kadim zamanlardan

beri bu diyarın “Doğunun Kapısı” olarak adlandırılması hiçte raslantı değil. Modern

zamanımızda ünlü stratejistler yüzyılların zorlu tarihi-politik süzgecinden geçerek

günümüze ulaşan bu ifadeyi yine modern devrin gerçekleri açısından değerlendirerek

büyük gerçeği bir daha ifade etmektedirler: “Nahçıvan bugün de Doğunun kapısıdır ve

onun özerklik kazanması bölgesel öneme sahip politik hadise olmasının yanısıra mühim

stratejik öneme sahip olan bölgenin Azerbaycan`ın dahilinde kalmasına olanak

sağlamıştır.” Yani özerklik aynı zamanda ülkemizin arazi bütünlüyünün korunarak

muhafaza edilmesi açısından kesin bir amil gibi dikkatleri çekmektedir.

Nahçıvan`ın özerklik konusu XX yüzyılın 20. Yıllarında meydana gelmiş sosyal-

politik olayların sonucunda ortaya çıkmışdır. 1918 yılının Mayıs ayında Güney

Kafkasyada bağımsız cumhuriyetlerin – Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan

Cumhuriyetlerinin yaranması, onlar arasında arazi-sınır konularını çözmeyi kaçınılmaz

etti. “Büyük Ermenistan” yaratmak hülyası ile ortaya atılan Ermenistan Cumhuriyeti

Azerbaycan`ın bir sıra tarihi topraklarını- Karabağ`ı, Zengezur`u, Nahçıvan`ı ve başka

toprakları kendi arazilerine katmak için açıkca mücadeleye başladı. Bu konuda onlara

bir sıra devletler politik, ekonomik ve askeri yardım gösterdi.

Ermeni silahlı kuvvetleri karşısında gereken cephaneye sahip olmayan yerli

müslüman ahalisi, Müslüman Milli Şurası, onun başkanları – Cafargulu han, Rahim han,

Kalbalı han ve yerli ziyalılar ermeni daşnaklarına karşı mücadele ediyor ve kendilerini

savunmak için guruplar yaratıyorlardı. Müslüman Milli Şurası bölge güvenliğini temin

etmek için 1918 yılının Kasım ayında başkenti Nahçıvan olan Araz-Türk Cumhuriyeti`ni

kurdu. Araz-Türk Cumhuriyeti`nin kurulması ile bir sıra devlet ve idare edici kurumlar

yaratılmış, hükümetin bileşimi şekillendirilmiştir. Hükümetin bileşimi başkandan ve 6

üyeden oluşmaktaydı. Hükümetin başkanı makamına Amir bey NARIMANOV seçilmişti.

Araz-Türk Cumhuriyeti`nin arazisine Nahçıvan ve Şerur-Dereleyez kazaları,

Ordubad mahalı, Eçmiadzin kazasının bir hissesi, İrevan Serdarabad, Uluhanlı,

Gamerli, Vedibasar ve Mehri bölgeleri dahildi. Genel alanı 8,7 bin km², nüfusu bir

milyondan çoktu.

Araz-Türk Cumhuriyetinin asli görevi bölgenin güvenliğini ermeni baskınlarından

korumak için silahlı guruplar yaratmak ve onların faaliyetini temin etmekti.

Zengezur mahali 1920 yılında Ermenistan`a verildikten sonra Nahçıvan ülkenin

asıl arazisinden ayrı düşmüş, ilişki bozulmuştu. Böyle olduğu halde Nahçıvan kaza ve

ilçe hukukunda Azerbaycan`ın bünyesinde kalamazdı. Bunun için de Nahçıvan`ın

özerklik meselesi gündeme geldi ve bu kaçınılmazdı.

Nahçıvan diyarının nüfusu Azerbaycan`ın bünyesinde özerklik talep etmekteydi.

Buna göre de 1921 yılının Ocak ayında Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya

temsilcilerinin teşebbüsü (girişimleri) ve iştirakı ile gerçekleştirilmiş oy sorgusunda bölge

ahalisinin yüzde 90`dan çoğu Nahçıvan diyarının özerk statusu altında Azerbaycan`ın

bünyesinde kalmasına oy verdi. Bu, aslında, Nahçıvan`ın gelecek kaderinde önemli rol

oynadı.

Nahçıvan`ın Azerbaycan`ın bünyesinde olmasına çalışan milli koministler

arasında Behbud ağa ŞAHTAHTİNSKİ`nin özel emeği olmuştur. Onun V. LENİN`e

gönderdiyi 1 Mart 1921 tarihli telegramda ve ekinde sunulmuş raporda Nahçıvan,

Zengezur, Dağlık Karabağ ahalisinin milli bünyesi ve sayı hakkında bilgi verilmiş,

Nahçıvan`ın kaderi ile ilgili teklifler önerilmiştir. O belirtmiştir ki, “Nahçıvan diyarı büyük

politik, ekonomik ve stratejik öneme sahiptir... bu diyarın Ermenistana verilmesi halkın

kendi kaderini belirleme ilkesi ve Sovyet Azerbaycan`ın hukularını bozmaktadır.

1921 yılının Mart ayının 16`da RK(b)P MK politik bürosu Behbud ağa

ŞAHTAHTİNSKİ`nin tekliflerini beğenerek,” Azerbaycan`ın bünyesinde Nahçıvan Sovyet

Sosyalist Cumhuriyeti yaratılması hakkında” karar kabul etti. Aynı gün Rusya ile Türkiye

arasında “Dostluk ve Kardeşlik hakkında” Moskova antlaşması imzalandı. Moskova

antlaşmasının üçüncü maddesine esasen Nahçıvan vilayeti “Azerbaycan`ın kayyumluğu

altında özerk arazi oluyordu, bir şartla ki, Azerbaycan bu kayyumluğu üçüncü bir devlet

için tavizde bulunmayacaktır.”

1921 yılının Ekim ayının 13`de RSFSC temsilcisinin iştirakı ile Azerbaycan SSC,

Ermenistan SSC, Gürcistan SSC ile Türkiye arasında imzalanmış Kars antlaşmasına

esasen Nahçıvan`ın arazisi, sınırları daha da kesinleştirildi. Antlaşmada gösterildi ki,

Nahçıvan vilayeti bu antlaşmanın beşinci maddesinde ve üçüncü ekinde tespit edilmiş

sınırlarda Azerbaycan`ın himayesi altında özerk arazi teşkil etmektedir.

Böylece, Moskova ve Kars uluslararsı antlaşmaları ile RSFSC, Türkiye,

Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan Nahçıvan`ı Azerbaycan`ın bünyesinde özerk

kurum gibi tanıdı ve ona uluslararsı hukuki teminat verdi.

Nahçıvan`a özerklik statüsü 1921 yılında verilese de, Nahçıvan Özerk

Cumhuriyeti`nin kurulmasına kadar üç yıl zaman lazım oldu. Hatta 1923 yılında

Naçıvan`ın Özerk Cumhuriyet statüsü küçültülerek özerk diyara dönüştü. Fakat özerk

diyar devri uzun sürmedi. 1923 yılının Aralık ayında Nahçıvan diyarı Nahçıvan

Cumhuriyetine dönüştü. 9 Şubat 1924 yılında Azerbaycan MİK Nahçıvan SSC-nin

kurulması hakkında karar kabul etdi.

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin kurulması Azerbaycan`ın politik tarihinin mühim

önemli hadisesidir. 30 Eylül 1990 yılında Azerbaycan ve Nahçıvan parlamentolarında

gerçekleştirilen seçimlerde her iki hukuki kurumun millet vekili, 3 Eylül 1991 yılında ise

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisinin Başkanı seçilen Umummilli lider Haydar

ALİYEV diyordu ki, “Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nın kurulması Azerbaycan

halkının oldukca karmaşık bir politik ortamda elde ettiği büyük tarihi zaferdir.”

Kararlı ve akıllı devlet başkanı gibi Haydar ALİYEV Nahçıvan`ı blokajdan

kurtarmak için 1992 yılının Mart ve Ağustos aylarında Türkiye ve İran`a ziyaretler etmiş,

onlarla antlaşmalalar bağlamış, özellikle Türkiye başkanları ile Kars antlaşmasını ve

onun şartlarını tartışma konusuna dönüştürmekle uluslararsı alemin dikkatini ona

çekmişti.

12 Kasım 1995 yılında halkın oyuyla kabul edilmiş bağımsız Azerbaycan

Cumhuriyeti`nın ilk Anayasası Nahçıvan`ın özerklik statüsünü hukuki açıdan

güçlendirdi. 1998 yılının 29 Aralık tarihinde ise Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin

Anayasası kabul edildi.

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nın Anayasasının ilk maddesinde belirtildi ki,

“Nahçıvan özerk devleti Azerbaycan Cumhuriyeti`nın bünyesinde demokratik, hukuki,

laik Özerk Cumhuriyetdir. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nın statüsünü Azerbaycan

Cumhuriyeti`nin Anayasası, 16 Mart 1921 yılı Moskova ve 13 Ekim 1921 yılı Kars

uluslararsı antlaşmalar ile belirlemektedir.”

Bu gün bir çok Avrupa politikacıları Nahçıvan`ın özerkliğini uluslararsı benzersiz

bir model, hukuki, politik ve tarihi açıdan bir fenomen gibi değerlendirmektedir.

Nahçıvan`ın Özerkliği dahili mezuatın (yasama) yanısıra aynı zamanda

uluslararsı mukavelelerle tespit edilmştir. Bu faktör dünyadaki çok az özerk kurumların

statüsünde yansıtılmaktadır.

Avrupanın analoji kurumlarından Gürcistan`ın Acaristan Özerk Cumhuriyeti ve

Finlandiya`ya mahsus Aland adaları uluslararsı mukavele ile kurulsa da, Nahçıvan

Özerk Cumhuriyeti`nin statüsü, buradaki özerkliğin politik yetkileri yukarıda belirtilen her

iki özerk kurumdan farklı olmaktadır.

Nahçıvan ile aynı uluslararsı mukavele ile özerk kurum şeklinde teşkil edilen

Acaristan`ın politik yetkileri sınırlıdır ve daha çok idari-ekonomik yetkilere aitdir. Birinci

Dünya savaşından sonra Milletler Cemiyeti tarfından kurulan Aland adalarındaki özerklik

ise devlet statüsüne sahip değildir. Her iki özerk kurumdan farklı olarak, Nahçıvan

Özerk Cumhuriyeti`nin politik yetkilere sahip özerk devlet statüsünde faaliyet

göstermesi, bu statüsün değiştirilmesi (geri çağırılması) prosedürünün mevcut

olmaması ve özerkliğin hem milli, hem de uluslararası mukavelelerle belirlenmesinin

anayasal düzeyde yer alması Nahçıvan`ın özerkliğini farklı kılan asıl faktörlerdendir.

Nahçıvan özerkliği iç yasama, bağımsız bütçe siyaseti sayesinde, özerkliğin

merkezi hakimiyetle alakalar mekanizmasının ister politik, isterse de hukuki açıdan iyi

anlamda hiçbir yerde tekrarlanmayan özelliklere sahiptir. Laik devlet olan Azerbaycan`ın

bünyesinde özerk devletin, Cumhurbaşkanı üsul-yönetimi olan bir devletin bünyesinde

parlamentar Cumhuriyetin mevcut olması da bu özelliklerden biridir.

En önemlisi ise bütün bu özellikler ve kendine özgülükler burada mükemmel

politik-hukuki mekanizmaların teşekkül bulmasına getirmektedir. Nahçıvan özerkliğinin

bu özellikleri Avrupanın çeşitli devletlerarası organizasyonları tarafından da defalarca

belirtilmesi hiçte raslantı değildir.

Son yıllar Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin Güney Kafkasya ülkeleri için gelişim

modeli hesap edilen Azerbaycan Cumhuriyeti`nin parlayan yıldızı olarak adlandırılması

da bu bağlamda raslantı olmamaktadır.

Bağımsızlık yıllarında zoruklarla karşılaşan, ermeni baskınları ile yüzleşen

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti ulu önder Haydar ALİYEV`in liderliği ile korunmuş ve

gelişimi temin edilmiştir.

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin anayasasına istinaden Nahçıvan Özerk

Cumhuriyeti`nde devlet hakimiyyeti hakimiyyetlerin bölünmesi ilkesi ile teşkil edilmiştir.

Kanunverici hakimiyyetini Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin Ali Meclisi, icra hakimiyyetini

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin Bakanlar Kabinesi, mahkeme hakimiyyetini ise

Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti`nin mahkemeleri hayata geçirmektedir. Özerk

cumhuriyetin ali vazifeli şahsı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti Ali Meclisi`nin Başkanıdır.

1995, 2000, 2005, 2010, 2015 yıllarda Sayın Vasif TALIBOV Nahçıvan Özerk

Cumhuriyeti Ali Meclisi`nin Başkanı seçilmiş ve bu süre zarfında Haydar ALİYEV politik

yolunu büyük başarıyla devam ettirmiştir.

Nuru GULİYEV

Azerbaycan Kars Başkonsolosu