MİLLİ ŞEHİT MEZARI BAŞINDA ANILDI

MİLLİ ŞEHİT MEZARI BAŞINDA ANILDI Milli Şehit Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey, şahadetinin95. Yılında Kadıköy Kuşdili'ndeki mezarı başında anıldı. 'MİLLÎ ŞEHİT' Boğazlıyan Kaymakamı KEMÂL BEY Yenişehir eşrafından Arif Bey'in oğludur. İstanbul Kadıköy'de dünyaya gelmiştir. Hukuk öğrenimini tamamladıktan sonra Yozgat'ın Boğazlıyan ilçesine Kaymakam olarak atanmıştır. Ermenilerin dış ülkelerden aldığı yardımlarla isyan ettikleri, Doğu Anadolu'daki köy ve kasabaları bastıkları, yağmaladıkla

MİLLİ ŞEHİT MEZARI BAŞINDA ANILDI

Milli Şehit Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey, şahadetinin95. Yılında Kadıköy Kuşdili’ndeki mezarı 

başında anıldı.

“MİLLÎ ŞEHİT” Boğazlıyan Kaymakamı KEMÂL BEY Yenişehir eşrafından Arif Bey’in oğludur. İstanbul 

Kadıköy’de dünyaya gelmiştir. Hukuk öğrenimini tamamladıktan sonra Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine 

Kaymakam olarak atanmıştır. Ermenilerin dış ülkelerden aldığı yardımlarla isyan ettikleri, Doğu 

Anadolu’daki köy ve kasabaları bastıkları, yağmaladıkları dönemde bu göreve gelmiştir.

 XIX.yüzyılın sonlarında Ermenilerin Hınçak Komitesi Yozgat’ta büyük faaliyet göstermiştir. 

Boğazlıyan’da propaganda yaparak Yozgat Mutasarrıfı Leon Efendi aracılığı ile İngilizlerle bağlantı 

kurup, İstanbul Hükümeti üzerinde baskı kurmaya çalışmışlardır. Bu arada Ermeni çeteleri Yozgat 

yöresinde soygunlara başlamıştır. Ermenilerin Anadolu’daki faaliyetlerinin artması üzerine Osmanlı 

Hükümeti Tehcir Kanununu çıkararak casusluk ve vatan hainliği yapan köy ve kasabaları boşaltmış ve 

diğer yerlere sevk etmiştir.

 Osmanlı Hükümeti’nin bu kanununu dinlemeyen Ermeniler 2 Eylül 1915’te Yozgat’ın Boğazlıyan 

ilçesini ateşe vermişler, bölgeye gönderilen jandarmalarla çatışmışlardır. Bu olayların meydana geldiği 

sırada Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey İçişleri Bakanlığı’ndan gelen telgraf emri ile Ermenilerin 

24 saat içerisinde bölgeden çıkarılarak Suriye’ye sevk edilmelerini uygulamak istemiştir. İstanbul 

Hükümeti İngilizlerin baskısı ile Boğazlıyan isyanına neden olanların cezalandırılmasını istemiştir. 

Boğazlıyan kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Kemal Bey Ermeni tehcirinde görevini kötüye 

kullanarak ölümlere sebep olduğu iddiası ile yargılanmıştır. Kurulan mahkemede Ermeni komiteciler 

çoğunlukta olduğu gibi İngiliz yüksek komiserliği de bir çok yalancı şahit çıkarmıştır. Bunun üzerine 

mahkemede sanık olan Kemal Bey ve avukatı Sadettin Ferit Bey tarihi bir savunma yapmıştır:

“Düne kadar hakimler heyeti halinde olan sizler, şu dakikada bir tarih mahkemesi sıfatını 

almış bulunuyorsunuz. Ermeniler tarafından öldürülen dindaşlarının ve soydaşlarının matemi 

Müslümanların yüreklerinin sızlattığı ve her gün gelen kara haberlerin halkı tahrik etmekten geri 

kalmadığı malumdur. Ermeniler ise, Rus Ordularının kah önüne geçerek, kah arkasında kalarak, 

ekseriya memleketin asker kuvvetinden mahrum kalmasına güvenerek facialar meydana getirmekten 

çekinmiyorlardı. Yozgat Vilayeti dahilinde sevk edilen bazı Ermeni – Muhacir kafilelerine, Ermenilerin 

Müslümanlara reva gördükleri facialara şahit olmuş, bazı asker kaçaklarının tecavüzü ihtimal 

dahilindedir. Ancak, savaşta yenilişimizin aleyhimizde meydana getirdiği hezeyanı durdurmak 

maksadıyla iddia makamının da isteği üzerine, kurbanlar verilmesi bir siyaset icabı sayılıyorsa, bu 

kurban, ben olamam. Siz kurban seçmekte değil, ancak hak ve adaletle hüküm vermek vicdani 

görevini taşıyan bir yüksek heyetsiniz. Mutlaka kurban aranıyorsa, herhalde bu işlerin tertipçisi ve 

idarecisi olarak benim gibi küçük bir memur bulunacak değildir.”

Kemal Bey’in bu sözlerinden sonra yalancı şahitler, olayları gerçekmiş gibi anlatarak Kemal Bey’i 

iftira etmişler. Buna karşılık Kemal Bey de: “Hepsi yalandır, uydurmadır. Reis Paşa, ben ne bunların 

söyledikleri Keller köyüne gittim ne de oradan geçtim. Burada vuku bulduğunu iddia ettikleri 

cinayetlerden de haberim yok. Hele parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol kesmek; rica ederim. 

Bu vahşeti kim yapar? Bu derece şem’i bir işi yapacak bir insan tasavvur edemiyorum. Esasen, birini 

ispat edemezler. Çünkü hepsi iftiradan ibarettir. Benim haberim olmadan bir şey olmuşsa bilemem. 

Fakat bu ana kadar bu mevzuda hiç bir şikâyetçi gelmemiştir. İlk defa burada Mahkeme huzurunda bu 

şikâyetlerle karşılaşıyorum” demiştir.

 Mahkeme bu şekilde devam ederken, İngilizler ve Ermeniler Kemal Bey’in asılması için Mahkeme 

Başkanı Hayret Paşa’ya baskı yaptıklarından, Hayret Paşa istifa etmiş yerine “Nemrut” lakabıyla anılan 

Mustafa Paşa getirilmiştir. İstanbul’a getirilen Beyazıt’ta Bekirağa Bölüğü’nde hapsedilen Kemal Bey 

8 Nisan 1919’da idama mahkûm olmuş, ancak Padişah Sultan Vahdettin kararı imzalamamışsa da 

Şeyhülislam’ın fetvası ve İngilizlerin baskısı ile Kemal Bey İstanbul’a getirilerek, Beyazıt Meydanı’nda 

idam sehpasına çıkarılırken son sözü sorulduğunda; halka dönerek:

“Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma 

vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarın da 

budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet” 

demiştir. Bunun üzerine halk “Kahrolsun böyle adalet” diye bağırmaya başlamıştır. Kemal Bey 

sözlerine devamla:

“Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet, 

elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Amin. Borcum var, servetim yok 

üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet…” demiştir.

 Kemal Bey’in idamı İngilizlerin hiç beklemediği şekilde büyük tepki ile karşılanmış, Kadıköy’de büyük 

bir cenaze töreni yapılmıştır.

TBMM 14 Ekim 1922’de çıkardığı özel bir kanunla “Millî Şehit” olarak kabul etmiştir.

Dernek Yönetim Kurulu ve üyelerimiz adına Milli Şehidimiz Kaymakam Kemal Bey’i rahmetle, minnet 

ve şükranla anıyoruz mekânın cennet ruhu şad olsun.

İST-TAD İstanbul

Türkiye Azerbaycan Derneği

Yönetim Kurulu Adına 

Sefer KARAKOYUNLU-Başkan