IĞDIRLI ŞAİR TUĞRUL KESKİN YILLAR SONRA IĞDIR'DA
IĞDIRLI ŞAİR TUĞRUL KESKİN YILLAR SONRA IĞDIR'DA Iğdır'ın yetiştirdiği tanınmış şairlerden olan Tuğrul Keskin ,yıllar önce ayrıldığı Iğdır'a gelerek ata topraklarında hasret giderdi. Iğdır Pozitif Düşünce derneğinin misafirde olan Tuğrul Keskin,yemekte dernek üyeleriyle bir araya gelerek Iğdır ve şiiri konuştu. Şiir dalında birçok ödülü alan , edebiyat alanında en önemli ödüllerden olan Yunus Nadi ödülüne layık görülen Iğdır'ın yetiştirdiği şair Tuğrul Keskin,
IĞDIRLI ŞAİR TUĞRUL KESKİN YILLAR SONRA IĞDIR’DA
Iğdır’ın yetiştirdiği tanınmış şairlerden olan Tuğrul Keskin ,yıllar
önce ayrıldığı Iğdır’a gelerek ata topraklarında hasret giderdi.
Iğdır Pozitif Düşünce derneğinin misafirde olan Tuğrul
Keskin,yemekte dernek üyeleriyle bir araya gelerek Iğdır ve şiiri
konuştu.
Şiir dalında birçok ödülü alan , edebiyat alanında en
önemli ödüllerden olan Yunus Nadi ödülüne layık görülen Iğdır’ın
yetiştirdiği şair Tuğrul Keskin, eşi ve Yeni Kuşak Köy ensitütüleri
derneği genel başkanı prof dr Kemal Kocabaş onuruna pozitif düşünce
derneği Bike kebap saolunda bir yemek verdi.
Hoş bir sohbet ortamında geçen yemekte konuşulan konu şiir ve Iğdır
oldu. Tuğrul Keskin, “Iğdır’ı sevmek, Iğdır’ı düşünmek apayrı bir
tutkudur. Gurbetteki Iğdırlılar Iğdır’ı hep özler burada yaşamak ister
fakat şartlar el vermez.fakat gönülleri hep Iğdır’dadır.”dedi.
Yemekte yazdığı şiirlerden okuyan Tuğrul
Keskin,hayat hikayesi ve şiirle tanışması konusunda şunları söyledi:”
Çocukluğum Iğdır´da geçti. Hani Rus sınırında bizim(miş) de sanki
bizden uzak(mış) gibi uzanan o küçücük aralıkta. Adı da Aralık zaten
11-12 yaşlarımın geçtiği yerin. İşte aralıkta bir hayattı o zaman. Her
şeyin aralıkta yaşandığı. Rus sınırında olduğumuzdan, sosyalizmle,
kapitalizm aralığında. Bilgiyle, bilgisizliğin aralığında. Çocuklukla,
büyüklüğün aralığında. Yoklukla, varlığın aralığında. Düşle, gerçeğin
aralığında. Ölümle, yaşamın aralığında küçücük bir hayat. Küçük
hayatların büyük beklentisi olmazmış gibi gelir bana. Başka hayat
bilmediklerinden belki. Ancak o zamanlar konservatuvar okumak
isterdim. Neden okumak isterdim, kim yönlendirmişti, bunu çok net
hatırlamıyorum ama isterdim. Olmadı. Sonrasında göç yolları göründü
İzmir´e. İzmir...Belki de yeniden doğduğum şehir.Şiirin içine doğdum
ben, tanışmadan önce. Ailemde pek çok halk ozanı var. Bir de
Azeri´lerin yaşamı gibi bir şeydir ahenkli söz söylemek. Çok küçük
yaşlarımda derinliğine bilirdim bir çok efsaneyi. Mesela Mecnun´un
Leyla´ya söylediği şiirleri. Kerem´i yakan şiirleri. Aslı´nın gözyaşı
olan şiirleri. Zaloğlu Rüstem´in acısını. Ferhat ile Şirin´in
şiirlerini. Köroğlu´nu ezbere bilirdim. Aşık Elesker´i, Molla Penah´ı
ve uzun kış gecelerinde babamın kahvesine konuk olup, her gece eşsiz
şiirler okuyan büyük ozanlar´ı. Sonra Dede Korkut´un Deli Dumrul´unu.
En önemlisi, sonraki yıllarda benim de üstünde derinliğine çalıştığım
Babek´in onurlu hikayesini bilirdim küçük yaşımda. Bir iki denemem de
vardı. Mesela bana pelikan dolma kalem kazandıran ilk şiirim gibi.
Ama modern şiirle tanışıklığım çok sonraki yıllarda oldu, lise iki
gibi sanırım. Ahmed Arif´in Hasretinden Prangalar Eskittim´i ile
karşılaşmak bambaşka ufuklar açmıştı bende. Enver Gökçe, Nazım,
Mayakovski. Eşsiz ve kardeş ve özgür ve eşitçe bir dünyanın benim
dışımda, benden uzakta bir yerlerde olduğunu, yaşandığını duyumsattı
bana. Benim için yeni ve özgür bir dünyanın kapısı tam da burasıydı. O
kapıdan içeri girdim. İşte bu kapı “neden şiir”in de derinliğine bir
yanıtı gibidir. Girdiğim ve artık geriye dönülmez o kapının ardında
bütün zulümlerdi gördüğüm, kötülüklerdi. Eşitsizliğin ve alçaklığın
büsbütün egemen olduğu namussuz bir çağdı bütün gördüğüm. Böylesine
ezilmişler dünyasında tuttum ezilenden yana oldum ben de. Bu
yaralarımı göstermek, benimki gibi ağrıyan yürükleri bulmak için de,
ifadesini çocukluğumdan bildiğim o sese, o ilk sese kulak verdim ve
şiir yazmayı sürdürdüm. O yıllarda şiir yazmasam, yaşama katlanamazdım
gibi geliyor bana şimdilerde. “
Yemekten sonra Tuğrul Keskin’e dernek adına Öğretim
görevlisi Sözer Akyıldırım tarafından Ünlü şair”Şehriyar”’ın halı
dokunma resmini hediye etti.
Tuğrul KESKİN KİMDİR
Şair, 15 Mayıs 1961'de Iğdır'ın Aralık İlçesi'nde doğdu. Asıl adı
Ertuğrul Keskin'dir. Bazı şiirlerinde Azer Tuğrul Keskin, A.Tuğrul
Keskin adlarını da kullandı. İzmir Atatürk Ticaret Lisesi'ni bitirdi.
Muğla İşletme Yüksek Okulu'nda öğrenciyken yüksek öğrenimini
sonlandırdı ve ticarete atıldı. Değişik işlerde çalıştı, yöneticilik
yaptı. Piya Yayınları'nın kurucuları arasında yer aldı. Bir kız çocuğu
babası olan Keskin Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), Edebiyatçılar
Derneği ve Dil Derneği üyesidir.
İlk şiirleri itibaren Yaba ve Yeni Olgu dergilerinde yayınlandı. Şiir
ve yazıları; Türkiye Yazıları, Dönemeç, Ortaklaşa, Yamaç, Yarın, E,
Yeni Biçem, Edebiyat ve Eleştiri, Papirüs, Ötekisiz, Kum, Düşe-Yazma,
Agora, Ünlem, Gediz, Dize, Üç Nokta, vd. dergilerde yayımlandı.
'Ütopya' ve 'Kunduz Düşleri' dergilerini çıkartan ekipte yer aldı.
Yeni Bütüncü Şiirin Manifestosu'nu yayımladı. "1980'li yıllarda
başlayan şiir serüveninde göçlendirilmiş ve kurulu düzene
başkaldıranların amansız yazgısını, kendi yaşantı örüntüleriyle içi
içe örerek, duru bir dille, birey-toplum izdüşüm dengesini gözeterek,
imgeyi maske düşürücü bir tarzda kullanan çıplak şiirler yazıyor."
Yapıtları:
Bir Suyun Kıyısında (1985)
Kırılan Kar Sesi (1988)
Babek (1990)
Tacir ve Cinayet (1994)
İpekler Çoğaltmaya (1999)
Zifir (2004)
Solgun (2004)
Eski’ten (2005)
Babek Bir İsyan (2005)
Ödülleri:
1990 Dokuz Eylül Şiir Ödülü
1994 Dionysos Şiir Ödülü
2004 Yunus Nadi Şiir Ödülü / Zifir ile
2004 Dionysos Şiir Ödülü / Yeniden ile
2008 Behçet Aysan Şiir Ödülü