HEYHAT-E HEYHAT……..

HEYHAT-E HEYHAT……..
Muharrem matem ayıymış. Yani ağlamak sızlamak. Başına gözüne dövüp feryat figan etmek. Ağlayarak günahlardan arınıp geçen muharremden bu güne kadar yaptığı günahlardan, gafilliklerden, kusur ve hatalardan arınıp gelecek muharreme kadar sevap depolamak ve bir senelik geleceğini garanti altına almakmış…
Çünkü Muharrem ayı yalnızca matem ayıymış ve hedef ve gayesi de salt yas tutmakmış.
Çeşitli tarz ve biçimlerde, kılık ve şekillerde, tuhaf hareket ve sığ sözlerle anlamsız, hatta gülünç ifadelerle ,folklorik kalıplar ve ritüellerle matem oluşturmakmış.
Çünkü Hz. Hüseyin (as) Kerbela’da biz matem yapalım, yas elbiseleri giyelim ağlayalım veya ağlayanlara kendimizi benzetelim diye ölmüştür. Ağlayarak kurtuluşu bulalım diye onca fedakarlığı göstermiştir.
Hırıstıyanlıkta da böyle bir ütopik fikir vardır. Ne kadar da birbiriyle örtüşen mantık Hz.İsa (as) çarmıha çekilerek bizleri kurtarmış, günahlarımızı üstlenmiştir. O çarmıha çekilirken ümmetini kurtarmış Hz. Hüseyin de Kerbela’da arkadaşlarıyla , çocuklarıyla ölüme koşmuş bizler onun ölümünden hiçbir öğüt ve ders almadan her türlü din harici işleri yaparken ağlayıp yas tutup kurtulacağız.
Çok da bedevacı ve basit bir mantık.
Muharrem’in matem boyutu, bir koca bütün içinde ufacık bir dilimdir aslında.
Bu matemi yaparken de günden güne çığırından çıkarıp, ehliyetsiz, yetkisiz ve bilgisiz kişilerin elinde oyuncak haline getirilmesi olayıdır.
Her mahalle ve sokak başlarında, yol ortalarında gidip gelenleri rahatsız edecek biçimde ve güçlü ses cihazlarından yüksek sesle yayınlanan kulakları tırmalayan, huzur bozucu hiçbir anlam ifade etmeyen sözlerle güya ağıt yakıyormuş, deste okutuyormuş gibi işlerin yapılması da konunun başka utanç verici tarafı.
Hele o hoperlörlerden yankılanan “ rep” türü ve “rock “ tarzı sözde desteler gözünüzü kapatıp dinleyeceğinizde sizi hareketli dansa davet edercesine çınlamaktadır. Adı da yastır sözüm ona matemdir. Aslında stand-up yapan ustalara çok güzel malzeme çıkar diye düşünüyorum.
Kardeşim: kimse senin gibi inanmaya, düşünmeye ve düşünceni paylaşmaya mecbur değil. Mecbur değilse o zaman yollarda, durduğunuz yerlerde, kurduğunuz ticari stantlarda sizi ilgilendiren sözde destelerinizin sesini sonuna kadar açıp halkı rahatsız etmeye hakkınız yoktur. Hastalar, yaşlılar ve çocukların da rahatsız edilmeleri işin cabası. Ayrıca da Muharrem’in ruhuna aykırıdır.
Muharrem’in ruhunda başkalarına fikir ve inancını dayatmak yoktur. Böyle davranış düpedüz cahilliğin ve öz güvenini kaybetmenin açık göstergesidir.
Bu işlerin önceki GADİRİ HUM ile ilgili yazımda da belirttiğim gibi yeri aslında camilerdir. Cami dışında yapılması galiba hocaların da işine gelmiş olacak ki o komediye seslerini çıkarmadıkları gibi destek de vermekteler.
Çünkü camilere verilmesi halinde hocalara çok iş düşecek mecburen Hz. Hüseyin’in esas hedef ve gayesini de anlatmaya yönelecekler. Nasıl olsa millet böylece sığ, yüzeysel ve basit şeylerle meşgul edilip oyalanmaktadır. Böyle olunca da Hz. Hüseyin’in hedefinin yalnız bizlere matem tutturmak olduğu fikri hakimiyet kazanmış olur. Böyle olması oldukça doğaldır.
Bütün bunlara geniş perspektiften bakacak olursak Hz. Hüseyin’in şu meşhur sözü ne anlam taşır acaba. “Hey Hat-e Hey hat minnez zille “ bu sözü her kes ezbere bilir ve haykırıp durur. “ Bizlerden ona, buna, mala, mülke, şana, şöhrete baş eğmek, kul olmak çok, çok uzaktır. Asla bizlerde göremezsiniz o alçalmayı.”Bunu söylerken yoksa bizlere yalnızca ağlayın mı , yas ve matem tutun mu demiş de ben yanlış anlamışım.
Şehre asılan bütün afiş ve pankartlarda Muharrem matem ayıdır. Falancalar filancalarla İmam Hüseyin’in matemini tutuyoruz. Daha farklı afişlerle “ matem” kısır döngüsü içinde dönüp durulmakta bir yerlere de hesap verilmektedir. Ya da birilerine matem ayı olduğu öğretilmeye çalışılmaktadır.
Kardeşim o öğretmeye çalıştıkların emin olun ki senden benden daha iyi bu günün ne olduğunu biliyor. Sen önce kendin Muharrem’in hakikatte ne anlama geldiğini derinlemesine öğren ve o doğrultuda hareketlerini ayarla. Hz. Hüseyin Hz. Peygamberin, Hz. Ali’nin, Hz. Fatıma’nın ve Hz. Hasanın (as) mantığını yaşatmak için o hareketi başlattı ve Kerbela’da sonuçlandırdı.
Muharrem aslında dünyada eşi ve benzeri olmayan bir kahramanlığın sergilendiği aydır. Muharrem babayiğitlerin gerçek anlamda harmanlandığı zamandır.
Adaletsizliğin, haksızlığın, zulmün karşısında sarsılmadan, eğilmeden, bükülmeden Allah’a kulluk bilinci içinde İbrahim (as) vari duruş sergilemenin sembolüdür. Muhammet (saa) vari “bir elime güneşi bir elime ayı da koysanız bu davamdan vaz geçmem “diyen düşüncenin devamıdır.
Kerbela…. Muharrem rant elde etmek, ticaret yapmak, kazanç sağlamak malzemesi değil ama ne acıdır ki Muharrem gerçek mecrasının dışında her işte kullanılır hale getirilmiştir.
Ama matem ayıdır. İşte buna katılırım çünkü Muharrem’i anlamamak, yaşamamak ve yaşayamamak gerçek matemdir.
Hz. Hüseyin namaz için yani Allah’a kulluk yolunda ölürken bu deste oluşturan ve yönetenlerinin genelliğinin namazdan haberi yoktur veya namazın gerekliliğine inanmamaktadır. Çünkü bu matem onları kurtaracaktır. Halbuki Kerbela namazı gerçek manasıyla yaşatmak hareketiydi.
Yüce yaratandan Muharrem’in amaç ve gayesini anlamayı, özümsemeyi, kavramayı, yaşamayı ve yaşatmayı bizlere, evlatlarımıza, dostlarımıza, arkadaşlarımıza, sevdiklerimize ve sevenlerimize nasip etmesini niyaz eder gaflet bataklığı içinde yüzenlere de uyanmayı kısmet etmesini içtenlikle dilerim.
Allah’ın selamı hakka tabi olanlaradır. Saygılarımla Hüseyin YEŞİL

heyhat-e heyhat……..aşura muharremlık yas