"Dünden Bugüne Iğdır" Konulu Panele Yoğun İlgi
'Dünden Bugüne Iğdır' Konulu Panele Yoğun İlgi Iğdır Valiliği, Iğdır Üniversitesi ve İlim Yayma Cemiyeti Iğdır Şubesi ile Iğdır Azerbaycan Dil Tarih ve Kültür Yaşatma ve Destekleme Derneği iş birliği ile Iğdır'ın Düşman İşgalinden Kurtu
“Dünden Bugüne Iğdır” Konulu Panele Yoğun İlgi
Iğdır Valiliği, Iğdır Üniversitesi ve İlim Yayma Cemiyeti Iğdır Şubesi ile Iğdır Azerbaycan
Dil Tarih ve Kültür Yaşatma ve Destekleme Derneği iş birliği ile Iğdır’ın Düşman İşgalinden
Kurtuluşunun 98. Yıldönümü münasebetiyle “Dünden Bugüne Iğdır” konulu panel
düzenlendi.
Üniversitemiz Karaağaç Kampüsü 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonunda gerçekleşen
panele; Iğdır Valisi Enver Ünlü ve Eşi Sema Ünlü hanımefendi, Üniversitemiz Rektörü Prof.
Dr. Mehmet Hakkı Alma, Vali Yardımcıları Yunis Koç ve Halit Benek, Karakoyunlu
Kaymakamı Kamil Güzel, İl Emniyet Müdürü Hüseyin Göllüce, İl Jandarma Alay Komutanı
Kıdemli Albay Hakan Başakçı, Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir Yıldıran, Giresun
Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yalçın Sarıkaya, Iğdır
Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Güneş, Eğitim Uzmanı Ziya
Zakir Acar, kurum amirleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Rektör Alma, “Iğdır, Türkiye’nin üç devletle sınırı bulunan tek ilidir”
Saygı duruşu ve İstiklal Marşının ardından panelin açılış konuşmasını yapan Üniversitemiz
Rektörü Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma, Türkiye’de üç devletle sınırı olan tek ilin Iğdır
olduğunu ve jeopolitik önemi nedeniyle eski çağlardan beri Iğdır’ın birçok kavmin
hâkimiyetine girdiğini, bu nedenle birçok kültüre ev sahipliği yaptığını ifade etti. Iğdır’ın aynı
zamanda mikro-klima iklimi sayesinde zengin bir tarımsal faaliyet alanına sahip olduğunu
belirten Rektör Alma, “Aras Nehri’nin suladığı Iğdır Ovası, mikro-klima özelliği nedeniyle
narenciye dışındaki birçok tarım ürününün ekimine elverişlidir. Bölgenin iklim, su, toprak
zenginliği ve ulaşım imkânlarının kolaylığı, buranın jeopolitik önemini artırmış ve birçok
kavim Iğdır’ı hâkimiyet altına almaya çalışmıştır. Türk tarihi açısından, Büyük Selçuklular
zamanında 1040’lı yıllardan itibaren bölgeye keşif hareketleri yapan Türk birlikleri, Iğdır ve
çevresini de kapsayan Anadolu topraklarında yüzyıllarca hâkim olmuşlardır. Bundan sonra
birçok devletin idaresine ve son olarak Safevi kontrolüne geçen Iğdır, Osmanlı sultanı Yavuz
Selim’in 1514’te Çaldıran Savaşı ile birlikte Osmanlı topraklarına dâhil olmuştur” şeklinde
konuşarak Iğdır’ın yıllar içinde yaşadığı dönüşüm süreci hakkında katılımcıları bilgilendirdi.
Rektör Alma, “Ermeniler bölgede katliam yaptı”
Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin Rusların yanında yer alarak Osmanlı Devleti’ne
karşı savaşa girdiğini hatırlatan Rektör Alma, 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması
ile Osmanlı Devletinin yenildiğini ve Iğdır bölgesinden çıkmak zorunda kaldığını kaydetti.
Rektör Alma, “Osmanlı birlikleri çekilince Ermeni çeteleri, Iğdır’da katliama hız verdiler.
Ermeni çete saldırılarına karşı sınırda bulunan Müslüman halk, Osmanlı ordusunun da
yardımıyla teşkilatlandı. Kasım 1918’de Gemerli’de yapılan toplantıda Aras Türk Hükümeti
kurulduğu ilan edildi ve hükümetin merkezi, Iğdır olarak kabul edildi. Bu hükümet, bölgenin
geleceğini ve ahalinin güvenliğini garanti altına almayı amaçlıyordu. Bu arada kurulan milli
kuvvetler, Ermeni çetelerinin saldırılarına karşı bölgedeki milisleri güçlendirmeye çalıştı.
Ermeni çetelerinin saldırıları artırmaları, muhacir kitleleri oluşmasına yol açmıştı. Gaça Gaç
olarak da bilinen bu olayda insanlar, her şeylerini bırakarak daha güvenli yerlere gitmeye
çalıştılar. O yıllarda Ermenilerin gittikçe artan zulümleri sonucu, Iğdır çevresine 14 Kasım
1920’de Kazım Karabekir Paşa liderliğinde yapılan taarruz sonucunda bölge, Ermeni
işgalinden tamamen kurtarıldı. Daha sonra Misak-ı Milli kararları ile Türk topraklarına
eklenmesi gerekli görülen Kars ile iki yıldan beri (1918-20) Ermeni işgali altında kalan Iğdır,
Tuzluca ve sair ilçeler Türkiye sınırına dâhil edildi. Bu kurtuluş davasında Kazım Karabekir
Paşa’nın önemli rolü olmuştu. Ardından 1924 Anayasası ile yapılan düzenlemeler kapsamında
Iğdır, nahiye yapılarak Beyazıt Valiliği’ne bağlandı. Böylece 1934 yılına kadar Beyazıt
(Doğubayazıt) Valiliği'ne bağlı bir nahiye olarak kalan Iğdır, bu tarihten sonra yapılan yeni
düzenlemeler gereği Beyazıt'ın Kars'a bağlanması üzerine Kars iline bağlı bir ilçe durumuna
getirildi. 3 Haziran 1992 tarih ve 21247 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
kanun ile de il halini aldı. Aynı kanunla Karakoyunlu beldesi de ilçe yapılarak Aralık ve
Tuzluca ilçeleriyle birlikte Iğdır’a bağlandı ve böylece Iğdır ili, merkeziyle birlikte dört
ilçeden müteşekkil bir idari birim oldu” dedi.
Vali Ünlü, “14 Kasım tarihi, Iğdır için dönüm noktasıdır”
Rektör Alma’nın konuşmasından sonra kürsüye gelen Iğdır Valisi Enver Ünlü, “Bugün
hepimizin bildiği gibi Ağrı Dağı’nın eteğinde Nuh Nebi’nin mübarek elleriyle yeşeren,
doğunun çukur ovası olan güzel Iğdır’ımızın 98. kurtuluş seneyi devriyesinin haklı gururunu
hep birlikte yaşıyoruz. Iğdırlılar neredeyse bir asır önce verdikleri kahramanca ve destansı
mücadelelerle bağımsızlıklarına olan sevdalarını haykırmışlar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de
kurtuluşuna meşale tutmuşlardır. 14 Kasım tarihi, Iğdır için dönüm noktası olduğu kadar,
Kurtuluş Savaşı mücadelesi veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kahraman silah arkadaşları
ve tabii ki Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir’in büyük kahramanlıkları ve dirayetli
tavırlarıyla birlik ve beraberlik içerisinde bu güzel topraklar Türk Yurdu olmuştur. Bu
vesileyle Cumhuriyetimizin banisi ve geçtiğimiz günlerde yad ettiğimiz, eşsiz komutan ve
değerli devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve çok değerli silah arkadaşlarını
saygıyla, rahmetle, minnetle ve şükranla bir kez daha anıyorum. Milletimize bu mücadele
ruhunu, azmini ve kararlığını veren hiç şüphesiz ki istiklale ve bağımsızlığa duyulan özlem ve
vatanı uğrunda, bayrağı uğrunda, namusu uğrunda şehadet şerbetini gözünü kırpmadan ve
adete bir gül bahçesine girercesine tatma arzusudur. Esaret altında yaşamaktansa ölmeyi evla
gören ve şehitlik mertebesini kendisine şeref madalyası edinen bu kutsal ruh, bir binanın
temelindeki harcın sağlamlığıyla özdeştir. Bizim milletimizin harcı o kadar sağlamdır ki biz,
Kürdü, Türkü, Lazı, Çerkezi olarak hiçbir etnik ayırım yapmaksızın bu vatan toprağında
yaşayan herkesin et ve tırnak gibi bu bin yıllık kardeşliği ebediyete kadar devam ettirecek
iradeye sahibiz. Bu vatan ekonomik, sosyal, kültürel ve askeri olarak nice saldırılar ve
depremler geçirdi, ancak hiçbiri bizi yolumuzdan döndürememiş ve karamsarlığa
uğratamamıştır. Bizler de bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz” dedi.
Protokol konuşmalarının ardından Doç. Dr. Mehmet Güneş moderatörlüğünde yapılan panele
geçildi. Moderatör Güneş, Osmanlı Devleti’nin son döneminde içinde bulunduğu zor şartları,
Birinci Dünya Savaşı’nın meydana getirdiği yıkımı ve Milli Mücadele zamanında Iğdır’ın
durumunu, Kazım Karabekir’in Iğdır bölgesi için yaptığı hizmetleri kısaca anlattıktan sonra
konuşmacıları takdim etti.
Acar, “Iğdır, birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır”
Iğdır’ın dünya coğrafyasında ender sayılacak bir özelliğe sahip iklim ve doğa özelliği ile
Doğunun Çukur ovası olduğunu belirten Eğitim Uzmanı Ziya Zakir Acar, Iğdır’ın doğal
güzelliği ve tarihçesi hakkında bilgi verdi. Acar, “Iğdır'ın adı; Oğuz Han'ın altı oğlundan biri
olan Cengiz Alp'in en büyük oğlu Iğdır Beğden gelmektedir. Iğdır, birçok medeniyete ev
sahipliği yapmıştır. Bunlara Subarular ve Huriler-Urartular-Kimmerler-Sakalar-Arsaklılar,
Selçuklular, Çingizliler, İlhanlılar, Karakoyunlular, Timur Devri, Akkoyunlular, Safevi ve
Osmanlılar örnek verilebilir. Bölge, Kral Menua (810–785) zamanında Urartu devletine
bağlanmıştır. Ağrı Dağı ile Aras ırmağı arasında varlığını sürdürmekte olan Diau-Ekhini
Krallığı, Kral Menua tarafından fethedilmiştir” dedi.
Sarıkaya, “Türkiye Dünyanın çok kritik bir bölgesinde bulunuyor”
Panelde ikinci olarak sözü alan Giresun Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Yalçın Sarıkaya, Iğdır’ın tarihi ve stratejik konumu hakkında aydınlatıcı
bilgiler verdi. Konuşmasın ilk kısmında ülkemizde ezan sesinin dinmemesi, bayrağın
inmemesi için başta Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Doğu Cephesi komutanı
Kazım Karabekir Paşayla omuz omuza savaşan tüm şehitlerimizin önünde saygıyla
eğiliyorum, dedi. Sözlerinin devamında Uluslararası İlişkiler alanında çalışan bir akademisyen
olarak Türkiye’nin Dünyanın çok kritik bir bölgesinde bulunduğunu dile getiren Sarıkaya,
ülkemizin coğrafi ve jeopolitik açıdan önemli bir yere sahip olduğunu ayrıca kültür açısından
da önemli bir kavşak olduğunu söyledi.Rusya ile Ukrayna arasındaki gerilimlerden, Kuzey
Kafkasya’da süren Dağıstan Çeçenistan arasındaki çatışmalardan ve Karabağ meselesinden
bahseden Sarıkaya, sözlerinin son kısmında Bakü Ceyhan Tiflis boru hattının önemini dile
getirerek, Nahcivan’ın Iğdır’ın yanı başında olan özerk bir Cumhuriyet olduğunu belirterek
Iğdır ve Nahçivan arasından ticari ilişkilerin sürekli artması gerektiğini söyledi.
Karabekir Yıldıran, “Bizim kimseye verecek bir karış toprağımız yoktur”
Panelde son olarak söz alan Kazım Karabekir Paşa’nın kızı Timsal Karabekir Yıldıran,
babasının hayatını, askeri ve insani yönlerini, Türk tarihi içerisindeki üstün ve mümtaz yerini
anlattı. Doğu Anadolu ile Iğdır için çok değerli ve sevilen bir şahsiyet olan Kazım Karabekir
Paşa’yı yad eden veciz bir konuşma yaptı. Konuşmasında Sarıkamış’ta çok şehitler verildiğini
söyleyen Karabekir Yıldıran, Çanakkale Destanın dünyaca bilindiğini, Mustafa Kemal
Atatürk’ün Çanakkale savaşından, ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum, dedi.
Karabekir Yıldıran, “Kars, Iğdır düşman işgalinden kurtarıldığında her taraf yakılıp yıkılmıştı.
Ama Güçlü Türk milleti hiç yılmadan toparlandı. Mondros Ateşkes anlaşmasının ülkemize
verdiği zararlar da ortada. Bu anlaşma da ülkemiz için bir yıkımdı. Ama Mustafa Kemal
Atatürk’ün Samsun’a çıkışı sonrası Amasya genelgesiyle bağımsızlığın önü açıldı. 23 Nisan
1920 tarihinde TBBM’nin açılışı ve yeni açılan meclisin Kazım Karabekir Paşa’ya düşmanı
püskürtmek için verdiği tam yetki büyük bir başarıyı beraberinde getirdi. Şu bilinsin ki bizim
kimseye vereceğimiz bir karış toprak yoktur. Bu güzel vatanımız için gözünü kırpmadan
canını veren bütün şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum” dedi.
Panel sonunda Iğdır Valisi Enver Ünlü panelistlere hediye takdim ederken Iğdır Üniversitesi
Rektörü Prof. Dr. Mehmet Hakkı Alma ise panelistlere katılım belgesi verdi.